İnsanlığın Dönüm Noktası Göbekli Tepe’yi İşlemiş Referans Sayılabilecek 5 Kitap

  1. Göbekli Tepe: En Eski Tapınağı Yapanlar, Klaus Schmidt, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2007

Arka kapak : Yaklaşık 12.000 yıl önce, Fırat ve Dicle Nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli değişimlerinden biri yaşanmaktaydı. İnsanoğlu avcı-toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi-üretici düzene geçmek üzereydi. 12.000 yıl öncesinin avci toplayıcılarının bu geçiş döneminde, sandığımız gibi mütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetinmemiş olduklarını, aksine, görkemli bir evre yaşadıklarını, Göbekli Tepe’de bize bıraktıkları izlerde görebiliyoruz. Göbekli Tepe’nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde kabartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldığını göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, raslantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğunluk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal düzenin, organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir. 12.000 yıl öncesinden günümüze ilettiği bu kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçmişimizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları üretebilmemizi sağlayan Göbekli Tepe, emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen, haklı olarak gururlandıran eşşiz bir değerdir.

  1. Göbekli Tepe, Karl W. Luckert, Alfa Yayınları, 2018

Arka kapak; Karl W. Luckert sadece Göbeklitepe’nin sembollerinin ne anlama geldiklerini, mimari yapıyı anlatmıyor; neolitik çağ insanının araç ve gereçlerini, yaşam eğilimlerini, gizemlerini, din anlayışlarını, avcı toplumunun davranış biçimlerini irdeleyerek bir insanlık tarihi çalışması sunuyor.Göbekli Tepe kazıları bugüne dek bilinmeyen “neolitik devrim”in dinsel yapısını ortaya çıkardı. Bu kült neredeyse 12.000 yıl önce Bereketli Hilal’in, yani Mezopotamya’nın kuzeyinde, avcı-şamanlar, çakmaktaşı madencileri ve silah-yapıcıların rahiplerince kurulmuştur. Silah yapımındaki bu ilerleme sayesinde geçici bir süreliğine de olsa yiyecek bollaştı, avcı sayısı arttı ve av hayvanları sayısı da azaldı. Hayvan sayısındaki bu azalmanın  önüne geçmek için hayatın yeniden üretiminde uzmanlaşmış bir rahip kültü gelişti. Bu rahip sınıfının bitkiler ve hayvanlar üzerinde kontrol kurulabileceği yönündeki akıl yürütmesi sonucunda evcilleştirme çok teşvik edildi; bunun sonucunda oluşan “aşırı-evcilleştirme” durumu da uygarlığımızın ilk basamağını oluşturdu.

  1. Göbekli Tepe, Levent Sepici, Sınır Ötesi Yayınları, 2013

İlk olarak 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’ nün ortak çalışmalarıyla kazıya başlanmış ve hâlen de devam etmektedir.
Göbekli Tepe bizlerden çok daha ileri düzeydeki bir uygarlığın mirasıdır. Ve o miras Anadolumuz’un Urfa Kenti’nde yavaş yavaş günışığına çıkmaktadır.
Bu uygarlığın kökeni tufan öncesine aittir. Bunun en önemli kanıtı “Göbekli Tepe”de bulunan mabet kalıntılarının 12.000 yıl öncesine ait olmasıdır. Bu Atlantis’in batış tarihiyle örtüşen bir tarihtir. Hz. Muhammed ile irtibatlı olan Sabiiler’in ilk yerleşim birimleri, sözünü ettiğimiz mabetlerin bulunduğu Urfa’nın Harran bölgesidir. Hz. Muhammed’in vazifesi sırasında Mekke yakınlarına gitmişler ve sonra yeniden Harran’a geri dönmüşlerdir.
Nasıl ki, Hz. İsa’ya Esseni rahipleri çeşitli alanda yardımcı olmuşlarsa, Harranlı Sabiiler de benzer bir şekilde Hz. Muhammed’in gerçekleştirdiği peygamberlik vazifesinde O’nun yanında oldukları ve O’na destek verdikleri bilinmektedir.
Sabiiler’in ezoterik bilgileriyle Kur’an-ı Kerim’de geçen bazı bilgilerin büyük bir paralellik göstermesi de konunun bir diğer üzerinde durulması gereken yönüdür.
Konunun bir diğer ilginç yönü de, bu gizemli toplumdan Kur’an-ı Kerim’in de bahsetmiş olmasıdır. Sizlerle buluşturduğumuz bu kitapta ortaya konulan bulguların, hem arkeolojik, hem tarihsel, hem de dinler tarihi ile ilgili çok önemli değeri vardır.
Geniş bir alana yayılan mabetlerin, yine bu mabetleri yapanlar tarafından toprakla üstünün örtüldüğü anlaşılmaktadır. Belli ki 12.000 yıl öncesinden geleceğe iletilmek istenen çok büyük bir mesaj vardı.
Mabetleri oluşturan taşların üzerlerine işlenmiş bu mesaj, ezoterik sembollerle binlerce yıl öncesinden kutsal bir metni günümüze taşımaktadır.

  1. Göbeklitepe, İsmail Metin, La Kitap, 2019

Arka kapak; Tufan geçti, Kurtuluş dağındayız, diyordu Ninagal, Ziusudra’ya. Su geçirmez kapağı açıp çıktı gemiden Ziusudra. Gökyüzü açıktı, Güneş parlıyordu, hafif bir rüzgar esmekteydi. Derhal seslendi karısına ve çocuklarına, dışarı çıksınlar diye. Efendi Enki’ye hamd edelim, ona şükranlarımızı sunalım, dedi Ziusudra onlara. Oğullarıyla birlikte taş topladı; bu taşlarla bir sunak dikti, Ardından sunakta bir ateş yaktı, kokulu tütsülerle yaktı ateşi …*

Sümer Tabletleri, 10. Tablet

Geçmiş gelecek midir?

Biz, Dünyalılar için sadece bir elçiymişiz. Dünya, dünyalılara ait, onları korumak ve ilerletmek için buradayız. Görevimiz bu ise eğer, buna göre davranalım.

Kaderin tayin ettiği bir zamanda gelecek nesiller bu kaydı okusun, geçmişi hatırlasın ve gelecek için kehanet olarak anlasın. Geçmişin geleceği olsun yargıç!  Nibiru’lu Anu’nun ilk oğlu Enki’nin sözleri budur.

Sümer Tabletleri, 14. Tablet

  1. Göbekli Tepe ve Tanrıların Doğuşu: Gözcüler Tapınağı ve Cennet Bahçesinin Keşfi, Andrew Collins, 2016

Arka kapak; Andrew Collins Göbekli Tepe’ye ve civarına yaptığı yolculuğu anlatırken, günümüzde dünyanın en eski taş anıtlarından biri olarak kabul edilen 12.000 yıllık bu megalitik yapı kompleksinin planını, mimarisini, buzul çağı hayvanlarının ve insan figürlerinin muhteşem yontmalarını ayrıntılı olarak sunuyor.

Bu yapının Kitabı Mukaddes’teki Büyük Tufan gibi küresel bir felakete tepki olarak inşa edildiği savını inceliyor ve Kuğu takımyıldızından parlak bir yıldız yoluyla ulaşılan, ilk yaradılış mekanı gökyüzü dünyası için bir giriş kapısı ve harita işlevi gördüğünü anlatıyor.

Göbekli Tepe, küresel bir felakete tepki olarak mı yapılmıştı?

İnşasından Hanok’un Kitabı’ndaki Gözcüler ve Sümer geleneğindeki Anunnaki tanrıları mı sorumluydu?

Cennet Bahçesinin kalıntıları bu bölgede miydi?

Uygarlığın doğuşunu anlatan efsanelerle nasıl bir bağlantısı vardı?

2+
9 Paylaşımlar
Tweetle
Paylaş
Pin
Paylaş9